| |
Eki 14
Erkeklerin meni akıtması, daha doğrusu meni akıtma anında ortaya çıkan duygusal ve gövdesel olaylar. Kadınlarda meni akıtmak diye bir şey söz konusu olmadığı halde, kadın orgazmı ile erkek orgazmı bir çok noktalarda birleşmektedir. Erkeklerde meni gelmesi anında oluşan gövdesel değişimler iki bölüme ayrılabilir. Birinci bölüm prostatın, testislerin ve tohum iletici kanalların kasılmasıdır. Bu an çok kısa sürer ve o andan sonra erkek artık menisini zaptetme olanağının ortadan kalktığını hisseder. İkinci ve son bölüm ise, kalça kaslarının ve idrar borusunu çevreleyen kasların kasılması; bunun sonucu olarak da meninin idrar borusu yoluyla dışarı fışkırtılmasıdır.
W.H. Masters’e göre, duyulan cinsel coÅŸkunun derecesi bu gerilimlerin ÅŸiddetine ve sayısına, ayrıca tohumların idrar borusunun prostat tarafından doldurulan bölümündeki öznel korunmasına baÄŸlıdır. Burada sperm miktarı önemli bir rol oynamaktadır. Fazla meni fışkırtmak az miktarda meni fışkırtmaktan çok daha büyük bir zevk verir.
Meni akımının başlangıcında kasılmalar 0,8 saniyelik aralarla iki üç kez tekrarlanır, daha sonra aralıklar büyür kasılmaların da baştaki şiddeti kalmaz.
Makat kasları (makatın açılıp kapanmasına yarayan esnek kaslar) da öteki kasların gerilmesine paralel olarak 0,8 saniyelik aralarla gerilmeye başlar. Bu olay hem erkekler hem de kadınlar için geçerli olan ve orgazmın şiddetini ölçmeye yarayan bir işarettir. Yalnızca iki üç kasılma ile orgazmları sona eren erkekler olduğu gibi, makat kapatma kaslarının aralıklarla onbeş kez üstüste gerilip gevşediği görülen erkekler de vardır. Bu fışkırtılan meninin miktarına ve duyulan cinsel hazzın şiddetine bağlıdır.
Kadında, erkekteki meni akımını gerçekleştiren kasların kasılması yerine döl yolunun üst üçte birinin kasıldığı görülmektedir. 5 ilâ 8 kez kasılma normal bir orgazma, 3 ilâ 5 kez kasılma zayıf bir orgazma 8 ilâ 12 kez kasılma ise şiddetli bir orgazma işaret ederler. Ancak fizyolojik olarak ölçülebilen ve orgazm şiddetinin saptanmasına yarayan bu olaylar hiçbir zaman orgazmın tek ölçeği ve değerlendirilmesi olarak ele alınmamalıdır.
Orgazm erkeklerde ve —meni akıtma söz konusu olmadığı halde— kadınlarda nesnel olarak saptanabilen bir çok önemli gövdesel değişimlere yol açmaktadır. Nabız atışının hızlanması, kan basıncının yükselmesi, derinden gelen çabuk çabuk fakat kesikli olarak soluk alma, gözbebeklerinin irileşmesi, kavrama ve kontrol yeteneğinin yitirilmesi gibi olaylar öncelikle sayılabilecekler arasındadır. Penis döl yolunun ya da makatın içine girer girmez gövdelerin sıcaklığı birleşir ve kişisel sınırlar ortadan kalkar. Erkekte penis kadında ise döl yolu aracılığı ile omuriliğe ulaştırılan uyarımlar tüm gövdeyi kaplar böylece ruhsal ve gövdesel bir «bir olma duygusu» (tekvücut olmak) ortaya çıkmış olur. Orgazm anında erkek, yalnızca penisi ile değil tüm gövdesi ile kadının gövdesine girmiş gibi hisseder kendisini. Kadın ise eşinin yalnızca penisini ve tohumlarını değil tüm bedenini içeri aldığını ve emdiğini hissetmeye başlar.
Kadının cinsel organı daha cinsel gerilimi artırmak için yapılan aşk oyunları sırasında şişmekte ve genişlemekte aynı zamanda dış etkilere karşı duyarlı bir hâl almaktadır. Klitorisîn ritmik olarak uyarılması bir çok kadınlarda döl yolunun titreşmesine neden olur. Bu titreşim tıpkı erkeklerdeki kalça kaslarının kasılmasına benzemektedir. Bu arada döl yatağı bir değişikliğe uğrar ve serviks bezi salgı yapmaya başlar. Sözü edilen bezin salgısı erkeklerde çok az kadınlarda ise oldukça fazladır. Erkeklerde bundan bir fışkırtma olarak sözedilemez.
Orgazm yönünden kadınla erkek arasındaki en belirgin ve en önemli ayrılık ise, kadınların bir çoÄŸunun bütün bu inceliklere karşın cinsel birleÅŸme sonucu sık sık orgazma ulaÅŸamamalarıdır. Oysa erkeklerin %99′u aynı koÅŸullar altında orgazma ulaÅŸabilirler. Henüz bu döneme ulaÅŸmamış ya da bu dönemi geride bırakmış olan kadınlarda orgazma ulaÅŸma yeteneÄŸi oldukça azdır.
Tags: aşk oyunları, cinsel coşku, cinsel haz, Erkeklerde meni gelmesi, idrar borusu, kasılmalar, Klitorisin ritmik uyarılması, Makat kasları, meni fışkırtmak, orgazm, orgazmın şiddeti, Prostat, sperm miktarı, Testis, tohum kanalları
Eki 14
Prostat doğuştan itibaren her erkekte bulunan ve idrar torbasının tam çıkışını çepeçevre saran bir salgı bezidir. İdrar yollarının savunmasını yapan ve meniye katılan birtakım değişik salgılar üretir. Prostat belirli bir yaştan sonra olan değil, doğuştan itibaren tüm erkeklerde bulunan bir organdır. Ancak belirli bir yaştan sonra prostat hormonlardaki değişimin de etkisi ile yavaş yavaş büyümeye başlar. Bu büyüme fizyolojiktir. Saçlara ak düşmesi, derinin kırışması gibi normal yaşamın bir parçasıdır. Prostatın 3 önemli hastalığı vardır. Bu üç hastalık bu organda genellikle değişik zamanlarda olmakla birlikte birbirinden tamamen ayrı olup aynı anda üçü birden de olabilir.
1- Prostatitler: Prostatın iltihabıdır. Ani çok şiddetli bir prostat iltihabı insanı hastaneye aceleyle getiren, idrarı yapamaz hale getiren bir hastalıktır. Ağırlıklı olarak gençlerde görülür. Cinsel yolla kadınlardan bulaşan mikroplarla oluşur. Hijyene dikkat etmemek de prostat iltihabına neden olabilir. Yüksek ateş ve idrar yapamama gibi şikayetlerle başlar ve kişiyi yatağa düşürebilir. Prostatın iltihabı tam olarak tedavi edilmesi zordur. Çünkü bu organın içine antibiyotikler zor geçer. İltihap bu nedenle kronik yani müzmin hale gelip yıllarca insanı süründürebilir. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklarda dikkatli tetkik ve doğru tedavi şarttır. Doğru tedavi edilmezse yıllarca bu durum devam eder ve kısırlık bile ortaya çıkabilir. Hastalıklı kişi ile birlikte beraber olduktan 1-2 hafta sonra idrar yolunda sızlama, kaşıntı, akıntı görülebiliyor ve bu durumdaki erkeğin üroloji uzmanına başvurması gerekir. Akıntıdan kültür yapılmadan rastgele kullanılan antibiyotikler kronik prostatit, kısırlık gibi kalıcı sorunlara yol açabilirler.
2-Prostatın büyümesi: Büyüyerek çevresinde bulunan idrar yolunu sıkılaştırması ve idrar yapmada zorluk oluşmasıdır. Bu hemen hemen herkeste normal olarak görülür. Sonuçta erkeklerin yüzde 10′u hayatlarının belirli bir döneminde prostatla ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olurlar. Bir şekilde idrar yapmakta rahatsızlık hissedenlerin ise yüzde 30′u ameliyattık haldedir.
3-Prostat kanseri: İleri yaşlarda sık görülen bir başka tür prostat hastalığı da kanserdir. 60 yaşındaki insanlarda yüzde 30,70 yaşındaki insanların yüzde 40′ında kanser başlangıcı olacak kadar bozulmuş hücrelere rastlanır. Batı ülkelerinde trafik kazalarında ölen belirli yaşlardaki erkekler tarandığında 70 yaşındakilerin yarıya yakınında kanserli hücreler görülür.
Prostat kanseri erken aşamalarda yakalandığında tedavi edilip vücuttan yok edilebilir ve hastalıktan eser kalmaz. Ama geç teşhis edilirse bu hastalık kemiklere yayılırsa sadece idare edici tedaviler yapılır. Batı’da 40-45 yaşından itibaren PSA denilen bir tetkikle tarama yapılarak, kanser olup olmadığı araştırılır. Kadınların meme taraması yaptırdığı gibi erkeklerin de bu testi yaptırması gerekir. Basit bir kan testidir, 45 yaş sonrası her erkeğin 6 ayda bir yaptırmasını öneririm. Prostat büyümesi nedeni ile açık, kapalı veya lazer ile ameliyat olanlarda da bu risk devam ettiğinden PSA testi önemlidir.
Tags: cinsel yolla bulaşan, idrar torbası, kanserli hücreler, kronik prostatit, Prostat, Prostat iltihabı, Prostat Kanseri, Prostatın büyümesi, Prostatitler
Eki 09
Alıntı: http://www.aydinmur.com/agizkokusu.html - Sayın Dr. DiÅŸ Hekimi Murat Aydın’a kıymetli makaleleri için teÅŸekkür ederiz.
Ağız kokusunun tanımı:
Birden fazla kişi, günün her hangi bir saatinde, yakın temasa gerek olmadan, ayni bireyin ağızında çirkin koku tespit ediyorsa, ve bu durum en az birkaç ay boyunca kesintili veya kesintisiz olarak devam ediyorsa, bireyin kendisi bu çirkin kokuyu duymuyor olsa bile bu klinik tabloya ağız kokusu ismi verilir.
Ağız kokusunun bu günü:
Dünyadaki her 4 kişiden 3 tanesi ağız kokusundan şikayetçidir.
Diş fırçalamanın ağız kokusu engelleyici etkisi % 33 tür.
Dil fırçalamanın etkisi %42 dir.
Periodontitis değil gingivitis daha fazla ağız kokusu sebebidir.
Diş hekimi tarafından uygulanan diş taşı ve plak temizlemenin ağız kokusu üzerine engelleyici etkisi %26-36 arasındadır.
Tuzlu su, yeşil çay, her türlü çerez (ceviz, fıstık vs) ağız kokusunu engeller.
Yumurta ve sistein içeren besinler ağız kokusunu artırır.
Alkol ağız kokusunu artırır.
İçinde bazik madde veya alkol bulunan diş macunu, sakız, gargara ağız kokusunu artırır.
Ağız kokusu üzerine ilk tedavi reçetesi Arap yarımadasında ve Türkmen doktorlar tarafından yazılmıştır.
Bu gün dünyada ağız kokusu tedavi merkezleri açılmaktadır. Ülkemizde ise bu hastalık yok farz edilmektedir.
Halbuki ülkemizde ağız kokusu sebebiyle bir boşanma davası bile vardır (Karar: 2004 / 001542)
Ağızın kokuyor demek bir hakarettir, Ağızım kokuyor demek bir cesarettir, Ağız kokusu bir esarettir.
Ağız kokusunun özellikleri:
 Ağız kokusu bireyin fiziksel, ruhsal ve mental iyilik halini bozduğu için bir hastalıktır.
 Ağız kokusu infeksiyon değildir. Bulaştırılamaz, bağışıklığı yoktur.
 Ağız kokusu endojendir. Vücudun içinde üretilir.
Dil sırtındaki bakteri florasının bilinen faaliyetlerinin artmasından veya sindirim veya solunum sisteminden aromatik gazların üretilerek ağızdan ihraç edilmesinden ibarettir.
 Eğer birey rahatsız edici çirkin bir kokudan yakınıyor ve sosyal yaşantısını etkilediğini ifade ediyorsa, ağızında ölçülebilir seviyede çirkin kokulu gaz tespit edilmese bile bu bir ağız kokusu hastasıdır.
Her sağlıklı birey sabah uyandığında (ilk bir kaç saate kadar uzayabilen) bir süre boyunca kabul edilebilir seviyede ağız kokusu duyabilir. Bu özel durum fizyolojik kabul edilir.
 Her sağlıklı bireyin ağızı, her zaman, (az veya çok) çirkin kokar. Bu koku bireyin kendisi dahil birden fazla kişinin konforunu bozduğunda hastalık başlar.
 Bireyin ağızında çirkin kokulu gaz ölçülse bile, bireyin kendisi dahil birden fazla kişi tarafından algılanmıyorsa hastalık olmaktan çıkar.
50 ppb gaz konsantrasyonu, fizyolojik ve patolojik ağız kokusunun aritmetik sınırıdır. Bu sınırın altındaki koku, fizyolojiktir, tedavi edilmez.
Ağız kokusu oral mikrobiyolojinin konusudur.
Tedavisini diÅŸ hekimi yapar ve/veya planlar.
 Ağız kokusunun sebepleri (/ tipleri) 5 tanedir:Â
Tip0
Fizyolojik ağız kokusu |
Sadece sabahları uyanıldığında duyulan koku normaldir.
Her bireyde mutlaka az veya çok miktarda bulunur.
Tedavi edilmez. Tedavi edilse bile tekrar ortaya çıkacaktır. |
| Tip1Ağız kokularının %90 dan fazlası bu tiptendir. |
 Dil yüzeyi girintili ve çıkıntılıdır. Kriptaların derin çukurlarına yerleşen bakteriler, salyadan ve besinlerden gelen proteinleri uçucu kükürtlü bileşiklere parçalar.
 Ağız kokusunun sebebi uçucu kükürtlü bileşiklerdir Biz bu çirkin kokulu gazlara VSB ismini verelim.
 Ağız kokusuna sebep olan düzinelerce VSB gazı vardır. En sık rastlananları: hydrogen sulfide, methyl mercaptan, cadaverine, putrecine, carbon disulfide, skatole, dimethylsulfide dir.
 Ayrıca bakteriler tarafından ağızda üretilen aşağıdaki kimyasal maddelerin hiç birisini koklamak istemezsiniz. Acetic, Propionic, Isobutyric, Butyric, Isovaleric, Valeric, Isocaproic, Caproic, Lactic, Succinic, Phenyl acetic asitler, bütün thioller. |
| Tip2Burun Boğaz kaynaklı koku |
 Bu gurup ağız kokusu büyük ölçüde dil sırtından gelir fakat bakteri kaynağı ağızın içinde değildir, sinüsler veya tonsillerdir.
 Bilhassa çocuklarda Tip 1 ile birlikte görülür. Kulak Burun Boğaz doktoru tarafından tedavi edilir |
| Tip3Sindirim kanalından gelen kokular |
 Bu tip ağız kokusunda mide ile yemek borusu arasındaki kapak gevşeyerek sıvı ve gazları yemek borusu yolu ile ağıza sızdırır. Bu sızıntıyı insanlar fark etmezler. Çirkin koku mide ve barsakta sindirilemeyen besinlerden gelir. Yemek borusundan ağıza yükselir. Tedavisini dahiliye gastro servisi yapar. |
| Tip4AkciÄŸerden gelen nefes kokusu |
 Akciğerde veya alt solunum yolunda bir infeksiyon veya inflamasyon nefes kokusuna ve dolayısıyla ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diyaliz, gut ve şeker hastalarında kan gazlarındaki değişim sebebiyle nefes kokusu meydana gelir. Nefes kokusu hastaları ağız kokusu tedavisine cevap vermez. Çünkü ne koku kaynağı ağızdadır, ne ne sebebi ağızdadır. Problemin ne olduğuna bakılarak göğüs hastalıkları veya nefroloji veya metabolizma-endokrin servisi tarafından tedavi edilir. |
| Tip5Olmayan koku |

 Ağzının koktuğunu zannederler. Aslında ağızda ölçülebilir hiç bir patolojik koku bulunmaz.
“Benden uzak durduklarına göre galiba benim ağızım kokuyor” düşüncesi hakimdir. Bunlar genellikle duygulu, narin, disiplinli ve içe dönük kiÅŸilik taşırlar. Åžaşırtmacalı sorular ile teÅŸhis edilirler.
Psikiyatrist iÅŸ birliÄŸi ile tedavi edilmelidir. |
Tags: Acetic, ağız kokusu, AĞIZ KOKUSU NEDİR, Butyric, cadaverine, Caproic, carbon disulfide, çirkin koku, dil fırçalama, Dil sırtı, dimethylsulfide, diş plağı, diş taşı, endojen, fizyolojik ağız kokusu, Gingivitis, hydrogen sulfide, inflamasyon, Isobutyric, Isocaproic, Isovaleric, kükürtlü bileşikler, Lactic, methyl mercaptan, oral mikrobiyoloji, patolojik ağız kokusu, Periodontitis, Phenyl acetic asitler, Propionic, putrecine, sinüsler, skatole, Succinic, thioller, tonsiller, Tuzlu su, Valeric, yakın temas, yeşil çay, Yumurta ve sistein
Eki 09
 Alıntı: www.agizkokusu.net - Sayın Dr. DiÅŸ Hekimi Murat Aydın’a kıymetli makaleleri için teÅŸekkür ederiz.
BİR AĞIZ NEDEN KOKAR?
Â
Ağız kuruluğunda Tip 1 ağız kokusu bulunur. (Gece ağız açık yatmak, salya eksikliği, radyoterapi sonrası ve alkol alanlar vesaire..)
Ağız içerisinde bakteriler için yataklık edecek her hangi bir mikrop kaynağı varsa Tip1 koku bulunur. Bu mikrop kaynakları sıklık sırasına göre şunlar olabilir:
       - Köprü gövdesinin altı
       - Gingivitis
       - Çürük kavitesi
       - Yirmiyaş dişi kapşonu
         - Ağızdaki retantif yüzeyler ve temizlenmeyen protezler
Farenjit, tonsillit, sinüzit geçirmekte olan ve geçirmiş bireylerde Tip 2 ağız kokusu bulunabilir
Postnazal akıntısı bulunan allerjik bireylerde Tip 2 ağız kokusu bulunur.
Gastroözefagiyal şfinkter dilatasyonlarında, reflu ve gastrit hastalarında Tip 3 ağız kokusu bulunur.
Sindirim enzim yetersizliklerinde Tip 3 ağız kokusu bulunur.
Asidoz, alkaloz sebebi olabilecek, kan gazlarını ve kan biyokimyasını değiştirebilecek bütün metabolik hastalıklarda (şeker, gut, nefropatiler dahil) Tip 4 ağız kokusu bulunur.
Sürekli olarak ayni besin maddesini her gün yiyenlerde Tip 3 ağız kokusu bulunabilir.
Hamilelerde Tip 4 ağız kokusu bulunur.
Sürekli ilaç kullananlarda Tip 4 ağız kokusu bulunabilir
Oruçlu olan bireylerde Tip 4 ağız kokusu bulunur
Akciğer infeksiyonlarında Tip 4 ağız kokusu bulunur
Püf noktaları:
 Gingivitis ağız kokusu sebebi olabilir, fakat
 Periodontitis genellikle ağız kokusu sebebi değildir.
 Sigaranın ağız kokusu yaptığına dair her hangi bir delil yoktur.
 Dişsizlik veya eksik dişler ağız kokusu sebebi değildir.
 Tip 4 ağız kokusu = nefes kokusudur, ağızdan tedavi edilmez.
Sık sorulan sorular
Diş fıraçalamasına rağmen neden hastalarımda ağız kokusu iyileşmiyor?
Ağızda koku yayan kaynak dişler değildir. Dildir. Bu sebeple diş fırçalamanın ağızkokusu üzerine etkisi %33 civarındadır.Neden bir çok antiseptik gargara ağız kokusunu azaltmıyor ?
Çünkü firmalar gargara şişesinin içerisine alkol koyuyorlar. Alkol ağız kokusunu azdırır. Piyasamızda bir tane antiseptik alkolsüz gargara vardır.Ağız kokusunu artıran bir besin maddesi var mıdır?
Başta yumurta olmak üzere sistein içeren bütün besinler.Nane, kekik, maydanoz, karanfil benzeri bitkisel ilaçlar faydalı mıdır?
Zararsızdır.Neden Bir çok sakız ağız kokusunu gidermiyor ?
Sakız ağız kokusunu artırır. Çünkü sakızın yapısındaki tiyosülfit polimeri ağız florasındaki bakteriler tarafından parçalanıp kükürtlü bileşiklere çevrilir ve ağız kokusu sebebi olur. İçerisinde çinko bulunan sakızlar ağız kokusunu azaltır. Piyasamızda bir tane çinkolu sakız vardır.
Ağız kokusunun sebebini nasıl teşhis edebilirim?
Anamnez teşhis için fevkalade önemlidir. Olmayana ergi metodu ile her ağız kokusu tipi elimine edilir. Pantomografi, waters, periapikal röntgenler, kan biyokimyası, tükrük pHsı ve dışkı sindirim testleri gerekli olabilir. Hangi ağız kokusu tipi bulunduğu teşhis edildi ise sebebe yönelik tedavi uygulanır. Aşağıdaki kitaba göz atınız. |
Tags: ağız florası, ağız kokusu, Ağız kokusunun sebepleri, Ağız kuruluğu, ağız neden kokar, Akciğer infeksiyonları, alkaloz, Anamnez, Asidoz, çinko, Çürük kavitesi, Farenjit, gargara, Gastroözefagiyal şfinkter dilatasyonlar, Gingivitis, gut, kan biyokimyası, karanfil, Kekik, Maydanoz, Nane, nefropatiler, Pantomografi, periapikal röntgenler, Periodontitis, Postnazal, retantif yüzeyler, Sakız, şeker, sinüzit, tiyosülfit polimeri, tonsillit, tükrük pHsı, waters, Yirmiyaş dişi
Eki 09
Alıntı: www.agizkokusu.org - Sayın Dr. DiÅŸ Hekimi Murat Aydın’a kıymetli makaleleri için teÅŸekkür ederiz.
AĞIZ KOKUSU NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Birinci adım = ağız içerisinde bakteri kaynaklarını giderip hastanın ağız hijyenini yükseltmektedir.
Â
İkinci adım = hastanızı dil fırçasına başlatmak, çinkolu ürünleri yaklaşık 8 hafta boyunca uygulamaktır. Bu dönemde içerisinde alkol bulunmayan, antiinflamatuvar bulunmayan, antiseptik bir gargara reçete ediniz. Ayrıca içinde çinko bulunan bir gargara, sakız veya diş macunu reçete edebilirsiniz. Piyasamızda 1 (bir) tane çinkolu diş macunu, 2 (iki) tane çinkolu sakız, 0 (sıfır) tane çinkolu gargara vardır, İçinde alkol bulunmayan, antiinflamatuvar bulunmayan ve antiseptik bulunan 4 (dört) tane gargara vardır. Bu ilaçlar aşağıdaki kaynak kitapta listelenmiştir.
İyi bir ağız kokusu ürünü içerisinde1- Alkol bulunmaMalıdır
2- Çinkolu bir bileşik bulunmalıdır
3- Antiseptik bulunmalıdır
4- Eğer mümkünse sodyum klorit de bulunsa iyi olur.
5- Hafif asit olmalıdır
6- Çürük giderici bazik kimyasal maddeler bulunmaMalıdır
7. Antiinflamatuvar bulunmaMalıdır |
Üçüncü adım = 1 hafta ilaçsız bekleyip, yeniden koku varlığını değerlendirmektir.
Koku kaybolduysa tedavi bitirilir.
Koku kaybolmadıysa ileri muayene ve tedavi yapılır İleri muayene ve tedavinin nasıl yapılacağı, yaşlılarda, çocuklarda, gebelerde, ev hayvanlarında, özürlü çocuklarda, metabolik hastalıklarda farklıdır. Piyasamızdaki ve dünyadaki ağız kokusu ürünlerinin kimyasal yapıları, lazer, probiyotik ve anolit uygulamaları, örnek vakalar, kimyasal formüller aşağıdaki eserde anlatılmıştır:
AĞIZ KOKUSU NE ZAMAN TEDAVİ EDİLMEZ?
Sabah uyanır uyanmaz fizyolojik sebeplerle herkesin ağız kokar. Hastalık değildir. Tedavi etmeye çalışmayınız.
En az 2 aydan beri devam etmiyorsa ağız kokusunu tedavi etmeyniz.
Hastanız ağızını temiz tuıtmayı alışkanlık haline getirinceye kadar ağız kokusunu redavi etmeyiniz.
Hamilelerde, oruçlularda tedavi edilmesine gerek olmayabilir. Zaten geçicidir.
Sık sorulan sorular
Ağız kokusu ne zaman tedavi edilmez.
Sabah uyanır uyanmaz fizyolojik sebeplerle herkesin ağız kokar. Hastalık değildir. Tedavi etmeye çalışmayınız.
En az 2 aydan beri devam etmiyorsa ağız kokusunu tedavi etmeyniz.
Hastanız ağızını temiz tuıtmayı alışkanlık haline getirinceye kadar ağız kokusunu tedavi etmeyiniz.
Hamilelerde, oruçlularda tedavi edilmesine gerek olmayabilir. Zaten geçicidir.Ağız kokusu hastalarına yapılabilecek ilk müdahale nedir?
Ağızdaki bakteri kaynaklarını gideriniz ve dil fırçalamayı öğretiniz.
Ağız kokusu hastasına ne ilaçlar verilebilir?
Aşağıdaki ilaçlar çözüm değildir ama gerçek tedavi devam ettiği süre boyunca verilebilir.
- Çinkolu diş macunu
- Gargara 1.Alkolsüz olmalı, 2.Antiseptik olmalı 3.içinde antiinflamatuvar bulunmamalıdır
- Çinkolu sakız
- Antiseptik pastil
İlaç veremediğimiz yaşlı hastalara ilaç olmayan faydalı besinler önerebilir miyiz?
Tuzlu su, yeşil çay, her türlü çerez (ceviz, fıstık vs) ağız kokusunu engeller. İçerisinde çinko bulunan her besin maddesi verilebilir.
Ağız kokusu için hastamıza hangi diş macununu önerelim?
İçinda bazik madde veya alkol bulunan macunlar ağız kokusunu artırır. Bizim marketlerimizde sadece bir tane diş macunun yapısı ağız kokusu tedavisine uygundur. Bu macunun içinde alkol yoktur, bazik madde azdır ve ağız kokusunu iyileştiren çinko buılunur. Maalesef satılmadığı için piyasadan çekilmeye başlamıştır.
Ağız kokusu için hastamıza hangi gargarayı önerelim?
Maalesef eczanedeki pek çok gargarada alkol bulunur. Alkol ağız kokusunu artırır. Eczanelerimizde 1 (bir) tane alkolsüz gargara tespit edebildim.
Ağız kokusu için hastamıza hangi sakızı önerelim?
İçinde çinko yoksa sakız ağız kokusunu artırır. Marketlerde 2 tane çinkolu sakız bulunmaktadır.
Ağız kokusu tedavisi devam ederken hastaya perhiz verilir mi?
Yıllar boyunca hiç ara vermeden, her gün, hep ayni besinleri yiyen insanların ağızları kokabilir (Bkz Tip 3 ağız kokusu). Böyle besinler yasaklanabilir. Bunun dışında alkol kullanılması ömür boyu yasaklanmalıdır. |
Tags: Ağız hijyeni, ağız kokusu, ağız kokusu tedavisi, alkol kullanmak, anolit uygulamaları, antiinflamatuvar, antiseptik, bakteri kaynakları, bazik kimyasal, bazik kimyasal maddeler, bazik madde, çinkolu diş macunu, çinkolu sakız, çinkolu ürünler, dil fırçalama, lazer, probiyotik, sodyum klorit, Tuzlu su, yeşil çay
|
|