Orgazm’ın Anatomisi

Cinsel Anatomi No Comments »

Erkeklerin meni akıtması, daha doğrusu meni akıtma anında ortaya çıkan duygusal ve gövdesel olaylar. Kadınlarda meni akıtmak diye bir şey söz konusu olmadığı halde, kadın orgazmı ile erkek orgazmı bir çok noktalarda birleşmektedir. Erkeklerde meni gelmesi anında oluşan gövdesel değişimler iki bölüme ayrılabilir. Birinci bölüm prostatın, testislerin ve tohum iletici kanalların kasılmasıdır. Bu an çok kısa sürer ve o andan sonra erkek artık menisini zaptetme olanağının ortadan kalktığını hisseder. İkinci ve son bölüm ise, kalça kaslarının ve idrar borusunu çevreleyen kasların kasılması; bunun sonucu olarak da meninin idrar borusu yoluyla dışarı fışkırtılmasıdır.

W.H. Masters’e göre, duyulan cinsel coÅŸkunun derecesi bu gerilimlerin ÅŸiddetine ve sayısına, ayrıca tohumların idrar borusunun prostat tarafından doldurulan bölümündeki öznel korunmasına baÄŸlıdır. Burada sperm miktarı önemli bir rol oynamaktadır. Fazla meni fışkırtmak az miktarda meni fışkırtmaktan çok daha büyük bir zevk verir.

Meni akımının başlangıcında kasılmalar 0,8 saniyelik aralarla iki üç kez tekrarlanır, daha sonra aralıklar büyür kasılmaların da baştaki şiddeti kalmaz.

Makat kasları (makatın açılıp kapanmasına yarayan esnek kaslar) da öteki kasların gerilmesine paralel olarak 0,8 saniyelik aralarla gerilmeye başlar. Bu olay hem erkekler hem de kadınlar için geçerli olan ve orgazmın şiddetini ölçmeye yarayan bir işarettir. Yalnızca iki üç kasılma ile orgazmları sona eren erkekler olduğu gibi, makat kapatma kaslarının aralıklarla onbeş kez üstüste gerilip gevşediği görülen erkekler de vardır. Bu fışkırtılan meninin miktarına ve duyulan cinsel hazzın şiddetine bağlıdır.

Kadında, erkekteki meni akımını gerçekleştiren kasların kasılması yerine döl yolunun üst üçte birinin kasıldığı görülmektedir. 5 ilâ 8 kez kasılma normal bir orgazma, 3 ilâ 5 kez kasılma zayıf bir orgazma 8 ilâ 12 kez kasılma ise şiddetli bir orgazma işaret ederler. Ancak fizyolojik olarak ölçülebilen ve orgazm şiddetinin saptanmasına yarayan bu olaylar hiçbir zaman orgazmın tek ölçeği ve değerlendirilmesi olarak ele alınmamalıdır.

Orgazm erkeklerde ve —meni akıtma söz konusu olmadığı halde— kadınlarda nesnel olarak saptanabilen bir çok önemli gövdesel değişimlere yol açmaktadır. Nabız atışının hızlanması, kan basıncının yükselmesi, derinden gelen çabuk çabuk fakat kesikli olarak soluk alma, gözbebeklerinin irileşmesi, kavrama ve kontrol yeteneğinin yitirilmesi gibi olaylar öncelikle sayılabilecekler arasındadır. Penis döl yolunun ya da makatın içine girer girmez gövdelerin sıcaklığı birleşir ve kişisel sınırlar ortadan kalkar. Erkekte penis kadında ise döl yolu aracılığı ile omuriliğe ulaştırılan uyarımlar tüm gövdeyi kaplar böylece ruhsal ve gövdesel bir «bir olma duygusu» (tekvücut olmak) ortaya çıkmış olur. Orgazm anında erkek, yalnızca penisi ile değil tüm gövdesi ile kadının gövdesine girmiş gibi hisseder kendisini. Kadın ise eşinin yalnızca penisini ve tohumlarını değil tüm bedenini içeri aldığını ve emdiğini hissetmeye başlar.

Kadının cinsel organı daha cinsel gerilimi artırmak için yapılan aşk oyunları sırasında şişmekte ve genişlemekte aynı zamanda dış etkilere karşı duyarlı bir hâl almaktadır. Klitorisîn ritmik olarak uyarılması bir çok kadınlarda döl yolunun titreşmesine neden olur. Bu titreşim tıpkı erkeklerdeki kalça kaslarının kasılmasına benzemektedir. Bu arada döl yatağı bir değişikliğe uğrar ve serviks bezi salgı yapmaya başlar. Sözü edilen bezin salgısı erkeklerde çok az kadınlarda ise oldukça fazladır. Erkeklerde bundan bir fışkırtma olarak sözedilemez.

Orgazm yönünden kadınla erkek arasındaki en belirgin ve en önemli ayrılık ise, kadınların bir çoÄŸunun bütün bu inceliklere karşın cinsel birleÅŸme sonucu sık sık orgazma ulaÅŸamamalarıdır. Oysa erkeklerin %99′u aynı koÅŸullar altında orgazma ulaÅŸabilirler. Henüz bu döneme ulaÅŸmamış ya da bu dönemi geride bırakmış olan kadınlarda orgazma ulaÅŸma yeteneÄŸi oldukça azdır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Kızlık Zarı (Hymen)

Cinsel Anatomi No Comments »

Kızlık zarı doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur. Bazı bilim adamları adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak, bazıları da sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.

Kızlık zarı, mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir. Bazı kadınlarda doğuştan bulunmayabilir. Vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir.

Kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı-yedi çeşide ayırabiliriz. Bunlar; annuler kızlık zarı yani halka şeklinde kızlık zarı, en sık rastlananıdır. Yarım halka zarın dıştan içe kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz. Ancak doğum sırasında yırtılır. Delikli zarların ilişki esnasında yırtılması biraz daha fazla acılı ve zordur.

Kalınlığı fazla olan zar da ilişkide kolay kolay yırtılmayan, bazen cerrahi müdehale gerektiren, bazen de kanaması çok fazla olabilen tipte kızlık zarıdır. Kapaklı kızlık zarında ise hiç bir açıklık bulunmamaktadır. İlk adet görmeyle beraber problem başlayacak, adet kanı dışarı akamayacağı için şiddetli bir ağrı şikayeti olacak ve sonuçta bu zar üzerinde adet kanının dışarı akmasını sağlayacak kadar delikler doktor tarafından açılacak ve kişi rahatlayacaktır. Bu işlem, kişinin cinsel ilişkide kanamasına mani olmaz.

Kızlık zarı, ilişki dışında nadir olarak uzakdoğu sporu, jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda, kaza sonucu yırtılabilir. Kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.

Sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapılmasıyla yırtılmaz. İlişki sonucu yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak hiç bir acı verilmeden açılabilir. İlk ilişki sonucunda pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) birkaç damla kan gelebilir. Çok kalın kızlık zarlarında bazen kan akışı uzun sürebilir.

Kızlık zarı dikilebilir. Eğer bu işin uzmanı tarafından dikilmişse dikilen bir zar yüzde yüz kanar. Dikilen bir kızlık zarının dikildiği, ilişkiye girilen kişi tarafından anlaşılamaz. Çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilebiliir.

Tags: , , , , , , ,

Penis Büyüklüğü

Cinsel Anatomi No Comments »

Penis Latince’de kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin (sperm-ersuyu) geçtiÄŸi kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleÅŸerek birleÅŸmeye hazır hale gelir. Penis sertleÅŸme halindeyken boyuna ve enine büyür.

Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 16 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir.

Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır. Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha büyük bir hal almayabilir.

Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Ama peniste veya sekste önemli olan penisin boyu değil, işlevidir. Ancak 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı vermektedir.

Bugün yeni ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabilmekte, ince penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı sonuçların yanı sıra pek sonuç alınamayan ameliyatlar da olmaktadır. Bu hastadan hastaya göre değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar yapılmaktadır. Ama bu tip ameliyatların her isteyene yapılamayacağı sadece çok gerekli vakalara yapılması gerekir.

Piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya diğer metotlar gerçek dışıdır, hiç bir faydaları yoktur. Bu penis büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları, büyütmek bir yana penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemleri yaratmaktadır. Bu yüzden kullanılması zararlıdır.

Tags: , , , , , , ,

Cinsel Uyarı Bölgeleri

Cinsel Anatomi No Comments »

İnsan gövdesindeki cinsel uyarı bölgeleri ya da cinsel uyarıya yatkın bölümler yalnızca üreme organları değildirler. Kadınlarda, tüm gövdeyi kaplayan deri, cinsel bakımdan az ya da çok uyarılabilecek niteliktedir, insan gövdesinde bulunan en belli başlı cinsel uyan bölgeleri aşağıda sıralanmıştır.

Penis

Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı olanı, glans adı verilen penis ucudur. Bunun da özellikle alt bölümü, yarığın tam gerisinde bulunan kısım, en duyarlı yanıdır. Penisin sapı ve özellikle köküne yakın bölümü en az duyarlı bölgedir. Bununla birlikte, ritmik olarak uygulanan bir uyarıya karşılık verir.

Klitoris

Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Dış deri normal olarak klitorisi kaplamakta olup, klitoris başının (erkekteki penis ucunun karşılığı) ilk anda göze çarpmasını önler. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya, ritmik baskıya ve her şeyden çok devamlı fakat aralıklı bir uyarıya karşılık verir. Klitorisin aralıksız olarak uyarılması genel olarak iyi birşey değildir. Kadında, gıdıklanmayı andıran, karşı koyulması, dayanılması son derece güç bir duygu uyandırabilir. Klitorise karşı özel bir ilgi gösteren bir erkek, bu noktanın çevresini uyararak da aynı sonuca erişebileceğini, kadının coşkusu için klitorisin kendisine dokunmanın kesinlikle gerekli olmadığını öğrenmelidir.

Küçük Dudaklar (Labia Minora)

Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır. Bir iç dudaktan başlayarak klitorisin üstünden de geçerek öbür iç dudakta son bulan bir tür döner uyarı uygulandığı zaman kadının cinsel coşkusu belirli bir şekilde artar.

Döl Yolu Ağzı

İdrar deliği ile döl yolu ağzını içine alan bölge de son derece duyarlıdır.

Döl Yolu

Döl yolunun ağzındaki sfenkter çemberi her hangi bir baskı altında kaldığı zaman daralır. Döl yolunun ön bölümüne, aşağı doğru parmaklar ile uygulanan ritmik baskı, çok keskin bir cinsel coşkuya yol açar. Döl yolu duvarları dokunmaya karsı fazla duyarlı olmadıkları için, penisin döl yoluna girmesinden duyulan cinsel coşku, daha. çok ruhsal bir coşkudur. Döl yolu içini doğrudan doğruya uyarmaya kalkmak bu bakımdan tüm anlamsız olmasa bile, tırnakların bu bölgeyi zedeleme ihtimalleri vardır. Parmakların döl yolu ağzından daha ileri gitmemeleri öğütlenir. Klitorisin dibi uyarıldığı zaman döl yolu ağzında da cinsel coşku duyulur.

Serviks

Aslında bu bölge dokunmaya karşı duyarlı deÄŸildir. Kadın serviksin uyarıldığını sanabilir; ama bu, penisin çok derinlere girmesinden dolayı meydana gelen basıncın peritoneum’u (döl yatağı yüzeyini kaplayan doku] etkilemesi ve derinlere giren penisin genellikle bir seri tepki yaratması yüzündedir. Bu bölgeyi erkeÄŸin parmakları ile uyarmaya çalışması doÄŸru deÄŸildir, çünkü eÅŸini yaralayabilir.

Büyük Dudaklar (Lâbia Majora).

Erkeğin teslis torbalarını andırır Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz ama penis üzerinde uyarıcı bir etkisi olabilir.

Testis Torbaları (Scrotum)

Cinsel uyarı ile doğrudan doğruya pek ilişkisi yoktur. Bazı erkekler, testis torbalarının avuç içinde tutulup parmaklar ile uyarılmasından coşku duyarlar. Çoğu erkekler ise testis torbaları biraz fazla sıkıldığı zaman acı duyarlar. Bununla birlikte testis torbalarının bir avantajlı yanı vardır: cinsel birleşme sırasında kadının gövdesine hafifçe değerler ve bu çoğu kez kadına zevk verir.

Apış Arası

Döl yolu ağzı (ya da penis kökü) ile anus (makat) arasında kalan bölge dokunmaya karşı duyarlıdır. Bu bölgenin orta bölümü özellikle basınca karsı duyarlıdır.

Anüs (Makat)

Bu bölgedeki cinsel duyular kişiye ve ruhsal etkilerin derecesine göre değişir. Makat ile cinsel organ aynı kaslar ile birbirlerine bağlı olduklarından, gerek erkekte gerekse kadında, cinsel organlar uyarıldığı zaman makat küçülür ve makat uyarıldığı zaman da, cinsel organlar kasılır.

Memeler

Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır. Kadının memeler yolu ile duyduğu uyarı aynı anda döl yatağına ve diğer cinsel organlara aktarılır. Bazı kadınlar, meme uçlarının öpülmesini ya da emilmesini cinsel organların uyarılmasına tercih ederler. Bu arada, analık duygularının kadının ruhsal yapısında tuttukları yeri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bir takım kadınlar, sırf analık duygularının ağır basması yüzünden memelerinin uyarılmasından cinsel coşku duymazlar. Cinsel bakımdan, erkek memesi kadın memesine oranla çok daha az duyarlıdır.

Ağız

Dudaklar, dil ve ağızın diğer bölümlerinde, en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duyu bulunmaktadır. Memeler ya da cinsel organlar uzun uzun öpüldüğünde cinsel coşku geniş ölçüde artar.

Kaba Etler

Kaba ellerdeki kaslar kasıldığı zaman cinselcoşku artar. Bu nedenle, cinsel birleşme sırasında gerek kadın gerekse erkekler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kaba etlerinde bulunan kasları kasarlar. Bu kasılmanın sonucu olarak makat da küçülür ve böylece cinsel organlar uyarılmış olur, döl yolu kasları gerilir, döl yolu ağzı daralır; erkekte ise penis sertleşir.

Bacaklar

Bacakların iç bölümleri cinsel uyarıya karsı keskin bir tepki gösterirler.

Diğer Bölgeler

Bazı kimselerin gövdelerinde, yukarda sayılanların yanı sıra gelişmiş bir takım cinsel uyarı bölgeleri vardır. Bunlar genellikle, gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altlan, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir. Saçların ve bazı bölgelerdeki kılların hafif hafif okşanması da bazı durumlarda cinsel duyguları uyandırabilir.

Tags: , , , , , , , , , , , ,

Penis (Kamış)

Cinsel Anatomi No Comments »

Image:Penis Anatomy.gif

Erkeklerin dölleme ve idrar boşaltma organına penis adı verilir.

I) Anatomisi (Yapısı)

Erkek idrar borusu (Ürethra masculina) sidik torbasından çıkar ve prostat içinden geçip (prostat bölümü) urojentiai diyafram denen bir bölmeyi (diyafram bölümü) aşar ve esnek kaslarla çevrilerek (kavernöz-bölüm) son bulur. Penisin asıl gövdesini, uzama ve sertleşme yeteneği olan bu kaslar meydana getirmektedir. İleri doğru uzanan gövde (Korpus penis) bir olukla kesilir ve penisin başı meydana gelir. Penisin gövdesi korona glandise (gövdeyi baştan ayıran çıkıntı) yapışık olan ince ve kaygan bir deri ile kaplanmıştır. Penisin sakin halinde koruyucu bir kılıf görevini yapan bu deri organın hemen hemen tamamını örtmektedir.

«Sünnet derisi» denen bu deri sünnette kesilip alınan kısımdır. Cinsel birleşim halinde ise uzamayı ve sertleşmeyi kolaylaştıran yedek bir kas görevi yapmaktadır Penisin gövdesi esneme ve sertleşme yeteneği olan üç ayrı kastan oluşur. Bu kaslardan ikisi (Korpora Kavernosa penis) organın alt kısmında bulunmaktadır. Onların arasında da yine esnek olan incecik bir boru geçer. Kolayca anlaşılacağı gibi bu boru idrar yolundan başka bir şey değildir (korpus kavernosum urethra). Gövdeyi meydana getiren üç kas oldukça esnek olan bir zarla kuşatılmaktadır.

İdrar borusu ise arkada testislere önde de penisin başına doğru kalınlaşır. Penisin başı alt tarafından geri doğru oyulmuş olup burada esnek kasların uçları tarafından örtülmekte ve korunmaktadır. Urojential diyaframa yuvarlak bir topaç gibi bağlı olan «bulbus», «muskulus bulbokavernosus» adı verilen kaslarla örtülüdür. Bu kaslar cinsel birleşim anında meni fışkırtmaya yararlar.

II) Fizyolojik özellikleri:

Yaptığı işler gerektiği zaman idrar boşaltmayı sağlamak ve cinsel birleşimi gerçekleştirmek (meni fışkırtmak da bunun kapsamına girer), diye ikiye ayrılabilir.

A — İdrar boşaltma işinde yalnızca bir boru görevi yapmaktadır. Penis, bu durumda hiçbir etkinliği olmayan pasif bir organdır.

B — Cinsel birleşim anında önemli fizyolojik değişimlere uğrayan penis, bu işin bir parçası gibidir. Penis olmazsa cinsel birleşim de gerçekleşemez. Bu da iki bölüme ayrılabilir:

— Yöresel uyarı sonucu ortaya çıkan hafif sertleşme.
— Cinsel birleşme isteğiyle ortaya çıkan gerçek sertleşme ve irileşme. Bunun tam anlamıyla gerçekleşmesi apış arasındaki kasların gerilerek sertleşmesine bağlıdır.

Penisin gerilmesi fiziksel ve psikolojik nedenlere dayandığı gibi kendiliğinden de ortaya çıkabilir.

1) Fiziksel nedenlere dayanan sertleşmelerde, penisin başı ve gövdesi aynı anda uyanırlar.

a) Sürtünme ise başı gövdeden d<aha fazla etkiler. Penis ancak dölyolunun kıvrımları arasında acımaz. Kupkuru bir dölyolunun içindeki sürtünme zevk verici değildir. Kıvrımları düzleşmiş bir döl yolu ise etkisiz kalır.

b) Penis gövdesinin çepeçevre sıkılması en etkili uyarım şeklidir. Elle sıkılarak ya da bacakların arasına sıkıştırılarak cinsel doyuruya erişilebilir. Bu iş dölyolunun alt kısmı tarafından yerine getirildiği zaman ileri derecede zevk vermektedir erkeğe.

c) Emmek: Bu durumda ise yalnızca penis başı ve ön kısmı sıkılmaktadır. (Dişler ve dudaklar)

d) Bunlardan başka kişinin karakterine bağlı olarak değişen türlü fiziksel uyanlar vardır.

2) Psikolojik nedenlere dayanan gerilimler: Düşünce yolu ile, erotik hayaller kurarak, baştan çıkartıcı sahneleri göz önüne getirerek sağlanan gerilim aynı zamanda fiziksel uyarı sağlar. Bu gerilim kendiliğinden çözülmez; fakat eğer erkekte cinsel birleşim için psikolojik bir hazırlık yoksa kadının bütün çabaları boşa gidecektir.

3) Penisin kendiliğinden sertleşmesi : Bu bir takım fizyolojik etkenler sonucu ortaya çıkar. Hazımsızlıktan dolayı (belden aşağıda bulunan organların kan toplaması) olabilir Uzun süre oturarak yolculuk yapanların penisleri kendiliğinden sertleşir. (Sarsıntı sonucu) Bir de sabahlan uyanırken penisin sertleşmiş olduğu görülmektedir. İdrar torbasının dolması ile ilgisi olmaksızın.

III) Görevleri (fonksiyonel anlamı):

Erkeğin cinsel yaşamını yöneten tek organ penistir. Erkeklerin kadınlarınki gibi karmaşık bir cinsel anatomisi yoktur. Penisin doğal fonksiyonları ancak cinsel birleşimde ortaya çıkarlar. Erkek çocuk cinsel amaçla ergenlikten başlayarak yaşlanıncaya d?k yararlanır penisinden. Cinsel haz duyma ve dölleme gücünü yitirmemiş olan bir çok ihtiyar vardır. Fakat bunlar da cinsel doygunluğa erişmek için ergenliğe yeni ulaşmış gençler gibi oldukça güçlük çekerler.

Penis cinsel uyarı sırasında oldukça sertleÅŸir, hele orgazm anında bu sertleÅŸme en ÅŸiddetli halini alır fakat ÅŸiddetiyle oranlı olarak da çok kısa sürer. Biricik cinsel organ olan penisin yitirilmesi korkunç üzüntülere yol açmaktadır. İlkel topluluklarda örtülen tek organ penisti. ErkeÄŸin yaratılışında cinsel organını gizleme eÄŸilimi olmakla birlikte, bunun kıskançlıklar ve fekabet sonucu doÄŸan hadım edilme korkusundan ileri geldiÄŸi bilinmektedir. Çünkü eskiden zina ve ırza geçme suçları için uygulanan en geçerli ceza hadım edilmekti. Kuzey Afrika’da erkeklerin kıskançlık ve rekabet yüzünden birbirlerini hadım etmeleri binlerce yıldan beri süregelen kötü bir gelenektir. Eski Mısırlılar da düşmanlarını öldürdükten sonra cinsel organlarını ve saÄŸ ellerini keserlerdi.

Anlayışlardaki değişiklik ve uygarlaşma sonucu insanlar bu gibi konularda kendi işlerini kendileri görmektense kanunî yollara başvurmayı tercih etmeye başladılar.

Bazı sinir hastaları kadının döl organı karşısında hadım edilme korkusuna ya da ölüm korkusuna benzeyen bir korku duyarlar. Penislerinin kendilerine yabancı olan kadının döl organı tarafından yutulabilme düşüncesi onlarda panik ve korku doğurur. Erkeğin cinsel birleşimden «zevk alması içir penisine dölyolu tarafından «istekle sahip çıkıldığını» duyması gerekir. Döl yolu güçlü bir kavrayıcıdır. Bu verme ve alma işlemi her iki taraf da orgazma ulaşana dek sürmelidir.

Tags: , , , , , , , ,

Klitoris (Bızır)

Cinsel Anatomi No Comments »

Dişinin en hassas cinsel organı. Klitoris 2,5-4 cm. uzunluğunda ve 3 mm kalınlığında bir organdır. Kasık kemiklerinin birleştiği noktanın ortasında olup, küçük dudakların yukarda birleştiği kısma dek uzanır. Büyük dudaklar arasındaki yumuşak dokunun içinde yerleşiktir.

Klitoris, küçük dudakların yukarı kısmındaki oynak bir deri kıvrımının altında olup, hafif bir çıkıntı meydana getirir ve bu çıkıntıya «başçık» adı verilir. Küçük dudakların birleştiği kısımda bir başlık biçiminde genişler. Bu başlığın altında klitorisin ucu bulunur. Bacaklar birleştirildiğinde bile klitorisin çıkıntısı birçok kadında belirgindir.

Klitoris, oluş ve yapı açısından incelendiğinde erkeğin cinsel organına benzemektedir. Gerek penis gerekse klitoris hamileliğin üçüncü ayında henüz yeni belirginleşmeye başlayan çift cinsiyeti) embriyoda oluşmaktadırlar. Doğacak olan eğer erkekse üçüncü ayda penis meydana gelir, eğer kız ise klitoris belli belirsiz oluşur. Erkeklerde penise uzanan meni ve idrar yolları aynı çıkış noktasına sahiptirler. Kadınlarda ise gerek idrar gerekse döl yolu klitorisin dışında olup, çıkış noktaları ayrıdır.

Bu ayrılıkların dışında klitorisin yapısı penise çok benzemektedir. Peniste olduğu gibi klitoris de süngerimsi uzun damarlardan meydana gelmektedir. Klitorisin ucu penis gibi sertleşmektedir. Penis ucunun koni biçiminde olmasına karşılık, klitorisin ucu yuvarlaktır, fakat tıpkı peniste olduğu gibi klitorisin ucuna da «başçık» denilmektedir. Penis gibi, klitoris de başçıkta kümeleşen sinir uçları bakımından yoğundur. Buradaki sinir uçlarının duyarlılığı penis ucuna oranla çok daha fazladır.

Klitorisin penisle biçim benzerliÄŸi, küçüklüğü ve penisin yeteneklerinden yoksun oluÅŸu, kadınların bir yerde tümüyle geliÅŸememiÅŸ, ÅŸanssız erkekler oldukları gibi bir görüşün benimsenmesine yol açmıştır. Günümüz bilim adamlarından bile bazıları klitorisin geliÅŸme çağının artığı gereksiz bir organ olduÄŸunu ileri sürmüşlerdir. Klitoris yararsızlığı ve gereksizliÄŸi nedeni ileri sürülerek apandisle kıyaslanmıştır. Klitorisin güdük bir organ olarak kabul edildiÄŸi binlerce yıl önce, bu organın kesildiÄŸi görülmektedir: DoÄŸuda ve Orta Afrika’da bugün bile aynı gelenek vardır.

Klâsik Psikanaliz bile klitorisin deÄŸersiz bir penis olduÄŸu savındadır. Gerçi Sigmund Freud ergenlik öncesi çocukluk devresinde, klitorisin diÅŸi cinselliÄŸinin geliÅŸiminde önemli rol Oynadığını kabul etmiÅŸtir, fakat klitorisin aracılığıyla duyulan cinsel zevkin erkek karakterli olduÄŸunu ileri sürmüştür. Freud’un öğrencisi Helene Deutsch «Kadın Psikolojisi» (1948) adlı yapıtında şöyle demektedir: «Erkek yapılı, zavallı bir artık.. Döl yolundaki geliÅŸime ve zevke katılmaya bir türlü razı olmuyor.»

Oysa açıklayıcı cinsel bilim bu Anti-Klitoris propagandasına karşı çıkmış ve erkeklerin ilgisini bu organa çekmiş: cinsel bakımdan soğuk kadınların birleşme öncesi klitorisleri uyarılacak olursa, orgazmın bu kadınlarda bile kolaylıkla gerçekleşebileceğini erkeklere göstermiştir.

Katolik ahlâk kuralları bile, kadını cinsel birleşme öncesi hazırladığı ve böylece üremeyi olanaklaştırdığı için, klitorisin uyarılmasını önermektedir.

Günümüze değin, hatta günümüzde bile cinsel kitaplar «cinsel birleşme şekilleri»! konusunu açıklarlarken,, birleşme sırasında klitorisle erkek cinsel organı arasındaki direkt temasa çok değer verirler. Ayrıca kadının cinsel zevk alabilmesinin, klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin yukarda veya aşağıda oluşuna bağlı olduğunu ileri sürerler.

Bu konuya ilişkin görüşlerin çeşitliliği büyük bir karışıklık yaratmıştır. Ancak St. Louis Üreme Biyolojisi Enstitüsü Profesörlerinden William Masters ve Virginia Johnson 11 yıllık araştırmaları sonucu bu fikir karışıklığını bir düzene koymuşlardır: Klitoris güdük kalmış bir penis olmayıp, dişinin gelişmiş bir cinsel organıdır.

Klitoriste cinsel coşku öncesi bir sertleşme görülmez. Cinsel gerilim arttığında klitorise kan hücum eder, erkek cinsel organında ise kan hücumundan sonra büyüme görülür. Erkek cinsel organının başı deriden sıyrılarak belirir, ucu sertleşir ve üst derideki kanal, görülür ve hissedilir biçimde ortaya çıkar. Erkek cinsel organında görülen bu sertleşme ve yön değişikliği klitoriste yoktur.

Biri döl yolunda, diğeri klitoriste olmak üzere ayrı türden iki orgazmdan söz etmek yanlıştır. Orgazma çeşitli şekilde ulaşıldığı gerçektir: Cinsel doyuruya yalnızca klitorisin erkek tarafından uyarılması ya da kendi kendini tatmin yoluyla (bazı kadınlar göğüs uçları uyarıldığında da orgazma ulaşmaktadırlar) da erişilebilir. Fakat nasıl ve ne şekilde orgazma ulaşılırsa ulaşılsın orgazm daima döl yolunda olur ve belden itibaren tüm organizmayı kapsar.

Cinsel gerilim orgazm sonunda giderilince klitoris küçülerek kasık kemikleri arasındaki yerine çekilir ve artık uzunluğu cinsel gerilim sırasındaki uzunluğun yarısıdır.

Klitoristeki bu deÄŸiÅŸiklik en tecrübeli erkekleri bile bazen ÅŸaşırtmaktadır. Klitorisle teması kaybettikleri zaman, bu deÄŸiÅŸikliÄŸi kadındaki cinsel gerilimin kayboluÅŸuna yormaktadırlar. Oysa durum tamamen tersinedir. Klitorisin bu andaki duyarlılığı öylesine fazladır ki direkt bir temas zevk vermekten çok acı verir. «Cinsel El kitaplarının» yanlış propagandası bu durumda birçok erkeÄŸin ters davranışına yol açmaktadır: Erkekler parmakla klitorisi tekrar bulmak istemektedirler. Bu boÅŸuna manipülasyon kadını tahriÅŸ ettiÄŸi gibi. cinsel gerilimin de kaybolmasına yol açmaktadır E ger klitoris yeniden uyarılmak isteniyorsa, Masters’in önerdiÄŸi gibi, Venüs tepesinin hafifçe okÅŸanması yeterlidir.

Klitorisin büyüklüğü kadının cinsel duyarlığında rol oynayan bir etken değildir. Klitorisi büyük olan kadınların cinsel açıdan daha duyarlı oldukları görüşü yanlıştır. Klitorisin aşırı büyük oluşunun nedeni erkek hormonlarının fazlalığı (Androgen) olabilir ya da hormon tedavisi buna yol açmıştır. Ayrıca seneler süren Klitoris-mastürbasyonu bu büyüklüğün nedenidir: bu durumlarda Androjenin etkisiyle duyarlılık artabilir.

Klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin üstte ya da daha derinde oluşu duyarlılıkta rol oynamaz.

Cinsel birleşme sırasında klitorisle erkek cinsel organı arasında doğrudan doğruya bir ilişki yoktur. Buna karşın klitoris yeterince uyarılmakta ve bu üç şekilde olmaktadır:

1) Erkek cinsel organı döl yoluna girerken küçük dudakların üzerinden kaymakta ve bu da klitorisi etkilemektedir. Yine kıvrılarak çıktığından uyarı tekrarlanmaktadır. Cinsel birleşme sırasındaki ritmik hareketlerle klitorisin yeri değişmekte böylece uyarı yine sağlanmaktadır.

2) Klitorisi meydana getiren süngerimsi doku kasık kemiğinin alt kısmında sağ ve sola açılan iki açıyı oluşturmaktadırlar. Bu açılar döl yoluyla yakın ilişkide olduklarından döl yolunun içindeki erkek cinsel organının hareketleri bu açılar aracılığıyla klitorise aktarılmaktadır.

3) Çiftlerin yüz yüze oldukları tüm cinsel birleşme şekillerinde kadın ve erkeğin kasıkları üst üste gelmekte, bu da klitoris üzerindeki ritmik bir basınca yol açmaktadır.

Masters tarafından yalnızca klitoris hakkında ileri sürülenler bile Van de Velde’den günümüze deÄŸin yazılmış birçok cinsel bilgi kitaplarının yeniden gözden geçirilmesi ve yeniden yazılması için yeterli bir nedendir. Klitoris gerçekten de cinsel uyarı bölgeleri içinde en duyarlı olanıdır. Fakat hiçbir zaman kadını alevlendirmek için çevrilmesi yeterli olan bir düğme olmamıştır.

Cinsel bilgisi olmayan ya da bu konuya hazırlıksız kadınlarda klitorise dokunulması zevkten çok nefret duygusunu kamçılamaktadır.

Cinsel uyarıma yatkın kadınlarda ise klitoris zevk duygusunu kamçılamaktadır. Masters ve Johnson’a göre, bu organ önce uyarımları toplamakta, sonra da zevke dönüştürmektedir.

Kan hücumuyla belirginleşen klitoris, aldığı uyarımları omurilikteki cinsel merkezlere iletir. Böylece cinsel bölgedeki sinirlerde, kaslarda ve damarlarda değişiklik ve tepkilere yol açarak orgazmı hazırlar ve yalnız klitoris böylesi bir etki yapabilmek için zamanında ve yeterli oranda uyarılmalıdır.

Masters’e göre “Klitorise doÄŸrudan doÄŸruya dokunulduÄŸu zaman uyarımla, öfkeye yol açan tahriÅŸ olma arasındaki sınır belli belirsizdir.”

Tags: , , , , , ,
Designed by NattyWP Wordpress Themes.
Images by desEXign.
 
Saglik Bilgileri Türkçe İçerikli Web Siteleri