7. Wu Hsien’in Yöntemi

TAO BÖLÜM 08 No Comments »

Kamışın boyu, kalınlığı ve yapısıyla ilgili kaygılar eski Çin’de de günümüzdekilerden pek farklı deÄŸildi. Eski Çin’deki bazı hekimler tıpkı Batılı hekimlerin yapmak zorunda kaldıkları gibi, hastalarında neden oldukları ruhsal sorunlar bakımından kamışın büyüklüğü ve yapısı konusuyla ilgilenme ve bu konuya belirli bir önem verme zorunluluÄŸunu duymuÅŸlardı. Wu Hsien kamışın büyüklüğünün bazı kadınların tam doyuma ulaÅŸabilmesine bir katkısı olabileceÄŸini düşünüyordu. Bu nedenle de küçük sayılan kamışların boyunu ve kalınlığını arttırmak için bir yöntem geliÅŸtirdi. Uygulama belki biraz yadırgatıcı görünebilir ama Wu Hsien’in erkeÄŸin kamışını güçlendirme yönteminin kesinlikle saÄŸlığa hiçbir zararı yoktur. Yalnızca egzersize dayanmaktadır, herhangi yapay bir ilacın kullanılması söz konusu deÄŸildir:

 

Cinsel birleÅŸmede erkeÄŸin yeÅŸim sapı kadının organına tam uyum saÄŸlayacak büyüklükteyse erkek fazla bir güçlükle karşılaÅŸmadan kadını doyurabilir. Her zaman bir kimse baÅŸarılı ve iyi bir iÅŸ yapmak istiyorsa önce aletlerini bilemesi gereklidir diye söyleriz. Herkes, yeteri kadar büyük olmayan bir erkeklik organını büyütmenin bir yöntemi olduÄŸunu bilmelidir. Yü heng’ini büyültmek isteyen kimse her sabah yani tzu zamanından (gece yarısı) baÅŸlayarak wu zamanı (öğle) olana dek, yani Yin’in gücünün azaldığı, buna karşın Yang’ın gücünün egemen olduÄŸu saatlerde, sakin bir odada yüzünü DoÄŸuya dönüp meditasyon yapmalıdır. Meditasyon yaparken tüm kaygılarını bir yana atıp zihnini kendi derin varlığı üzerinde yoÄŸunlaÅŸtırmalıdır. Karnı ne büsbütün aç olmalıdır, ne de tıka basa tok olmalıdır. CiÄŸerlerindeki kirli havayı vermeli ve ta karnının alt bölümlerine kadar ciÄŸerlerini temiz havayla doldurmalıdır. Kırk dokuz kez böyle derin nefes almalıdır. Sonra ateÅŸ gibi olana dek ellerini ovuÅŸturmalıdır. Daha sonra saÄŸ eliyle erbezi torbasını ve yü heng’ini avucuna almalıdır. Sol elinin ayasıyla karnın göbeÄŸin altına düşen bölümünü yuvarlaklar çizermişçesine elini soldan saÄŸa döndürerek seksen bir kez ovuÅŸturmalıdır. Sonra aynı hareketi bu kez saÄŸ eliyle gene seksen bir kez yinelemelidir. Åžu farkla: Bu sefer elini saÄŸdan sola döndürmelidir.’ Sonra saÄŸ avucunu açıp yü heng’ini kaldırmalı ve bir saÄŸ bacağına, bir sol bacağına vuracak biçimde sallamalıdır. Bunun ardından kadınını kucaklayıp yü heng’ini Yin evinden (dölyolu) içeri sokmalıdır. Yü heng’ini kadının salgısıyla güçlendirecek, kadının nefesini içine çekecektir (eski Çinlilerin görüşü kadının nefesinin erkek, erkeÄŸin nefesinin kadın için yararlı olduÄŸuydu). Daha da sonra yeÅŸim doruÄŸunu sanki bir lifi ipliklemek istermişçesine iki avucunun arasına alıp sayılamayacak kadar çok kez ovuÅŸturmalıdır. EÄŸer bunları uzun süre yaparsa bir süre sonra kamışın irileÅŸip uzadığını kendi gözleriyle görecektir. (Wu her gün bu iÅŸe ne kadar zaman ayrılması ve uygulamanın ne kadar sürdürülmesi gerekeceÄŸinden söz etmiyor. Olasılıkla önerisi bir sonuç alınana dek uygulamanın sürdürülmesidir.)

 

Buradaki önerilerin çoÄŸu bugünün insanlarına anlamsız bir takım abra kadabra uygulamaları gibi görünebilir. Ama Taoculara göre Wü Hsien’in önerilerinin tutarlı bir mantığı vardır. Taocular insan bedeninin her bir parçasının eÄŸitilip geliÅŸtirilebileceÄŸi inancındadırlar. İşte bu temel görüşe dayanarak ilk kez fizik tedaviyi geliÅŸtiren Çinliler olmuÅŸtur. Wu’nun önerileri mantığını, Taocuların bedensel ve zihinsel çabaların bir amaç üzerinde yoÄŸunlaÅŸtırılmasının insani Yin ve Yang güçlerinin doÄŸal akımıyla uyum içine sokacağı yolundaki görüşlerinden almaktadır. ÖrneÄŸin egzersizlerin yapılması zamanını Yin gücünün alçalış, buna karşın Yang gücünün yükseliÅŸ aÅŸamasında olması koÅŸuluna baÄŸlamıştır. Gene meditasyon yaparken yüzümüz DoÄŸuya dönük olacak biçimde oturmamız öneriliyor. Çünkü DoÄŸu, güneÅŸin (Yang gücü) doÄŸduÄŸu yöndür. Böyle yaparak da erkeÄŸin gücü, Yang gücünün akımıyla uyum içinde ve aynı doÄŸrultuda olacaktır. Wu’nun yönteminin bir iÅŸe yarayıp yaramadığını bilmiyorum. Yalnız bildiÄŸim ÅŸey Wu’nun saÄŸlık konusunda tutarlı, özgün düşünceleri olduÄŸudur. KuÅŸkusuz bu yöntemin denenmesinden ortaya çıkabilecek hiçbir zararlı sonuç yoktur.

 

Ünlü yazar Rober Chartham’ın ‘Erkeklere öneriler’ adlı kitabında kamışın büyüklüğüyle ilgili bir bölümün olması ilginçtir. Bu bölümde Chartham kamışını büyültmek için denediÄŸi çeÅŸitli yöntemlerden söz ediyor. Denemelerinden en azından iki tanesinin eski Çinlilerin ovmak ve egzersiz yaptırmak yöntemine benzerliÄŸi var. Chartham fazla uzatmadan konuyu şöyle baÄŸlıyor : «Pek özel bir iki olay dışarda bırakılırsa hekimlik mesleÄŸinin yardımıyla ve fizik tedavi yoluyla kamışın büyültülmesi olasılığı yoktur. Bu pek özel olaylar da kamışın yapısının böyle bir büyümeye elveriÅŸli olması durumunda gerçekleÅŸebilir.

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

3. Orta yaşlılarda boşalma

TAO BÖLÜM 09 No Comments »

Orta yaÅŸlı erkeklerde azalan ÅŸey cinsel istek deÄŸil boÅŸalma dürtüsüdür. Batılı erkekler boÅŸalmayla orgazmı aynı ÅŸey sandıkları için orta yaÅŸlarda cinsel güçlerini yitirmekte oldukları kaygısına kaptırıyorlar kendilerini. Simone de Beauvoir «YaÅŸlılık» adlı kitabında bu yanılgının, kitabının Paul Leautaud adındaki kahramanını nasıl etkilediÄŸinin çok canlı bir betimini yapmaktadır. De Beauvoir şöyle diyor : «YaÅŸlı bir erkeÄŸin bedeni, kendisi konusundaki düşünceleri ve cinsel sorunları arasındaki iliÅŸkilerle ilgili son derece ilginç belgeler var elimizde. Leautaud’ un güncesi… 1 Beauvoir’in öyküsünde Leautaud elli yaÅŸlarındayken çok hoÅŸlandığı elli beÅŸ yaÅŸlarında bir kadınla tanışıyor. ‘Madam’ diye söz ettiÄŸi bu kadını, ‘Gerçekten tutkulu, haz duyumunda son derece duyarlı, bu bakımdan tam benim zevkime göre’ diye anlatıyor. Aradan yedi yıl geçtikten sonra bu uyuÅŸma durumu büyük oranda bozulmuÅŸtur. Eskisi kadar sık seviÅŸemiyor artık ve cinsel iliÅŸkilerinde yeni bir durum ortaya çıkıyor: «Birbirimize ancak duyular aracılığıyla baÄŸlıyız — yani aÅŸağılık tutkularla. O zaman da geriye son derece güçsüz bir baÄŸlantı kalıyor.» Artık kadından bahsederken ‘Madam’ demiyor, ona ‘Panter’ adını takmıştır. Eski Çin’de de güçsüz ve kendine güveni olmayan erkeklerin kadınlarına taktıkları ad budur. Doyum bekleyen eÅŸleri tarafından cinsel birleÅŸmeye zorlanan erkekler bir atasözünü yineleyip duruyorlardı : «Otuzuna gelmiÅŸ kadınlar kurtlara benzer ama kırkını aÅŸmış olanlar birer kaplandır.»

 

Her iki örnekte de kadınlara takılan adlar kadınların cinsel iÅŸtahlarının çoÄŸaldığını göstermekten daha çok erkeklerin yaÅŸlılıkta içine düştükleri tükenmiÅŸlik durumunu yansıtıyor. Kendisinin de metresinin de esenliÄŸi ve mutluluÄŸu pahasına seviÅŸmeyi azaltmayı seçen Leautaud’un bu tutumu döneminin insanları için de günümüzün insanları için de olaÄŸan bir davranıştır. İki yıl sonra Leautaud elli dokuz yaşındayken iliÅŸkilerinin üçüncü dönemi baÅŸlıyor. Artık kadından «Afet» diye söz etmektedir. Hâlâ kadına ilgi duymasına duyuyor da onunla seviÅŸmenin büyük bir tehlike olacağından korkuyor. Artık güncesine karamsar bir hava egemendir: «SeviÅŸme ne kadar zayıf bir boÅŸalmayla sonuçlanıyor. Sudan birazcık daha koyu!» SeviÅŸmek artık onu son derece yoruyor. Hekimi de seviÅŸmeyi bırakmasını önermiÅŸtir. Hekimin önerisine uymaya çalışıyor ama bunu tam olarak baÅŸaramıyor. Mastürbasyon yapmaya baÅŸlıyor. Tao’yu bilenler bunun bir çözüm olmadığını hemen anlamışlardır. Mastürbasyon yapmak kadınlık özünün vereceÄŸi yarardan da, Yin Yang uyumundan da kendini büsbütün yoksun bırakıp erkeklik özünü boÅŸu boÅŸuna harcamak demektir. Leautaud’un durumu da buydu. SeviÅŸmek isteÄŸi içinde kıvranıyordu ama tehlikeyi göze alamıyordu. Çıplak bir kadınla sarmaÅŸmak, çıplak bir kadını okÅŸamak zevklerini kendine yasaklamıştı. YaÅŸlılık yıllarını derin bir keder ve mutsuzluk içinde geçirdi. Hepimizin çok iyi bildiÄŸi bir tablo bu; Leautaud çoÄŸumuzun olduÄŸundan daha akılsız bir kimse deÄŸildi. Leautaud’un durumunda çoÄŸumuzun yapacağı da daha farklı bir ÅŸey olmayacaktı. Masters ve Johnson’un araÅŸtırmaları sonucunda ortaya koydukları bulgular eski Çinlilerin bundan pek çok yüzyıl önce bildikleri ÅŸeylerden deÄŸiÅŸik deÄŸil. Tıpkı Masters ve Johnson gibi onlar da kendisini boÅŸalmaya zorlamaması koÅŸuluyla yaÅŸlı bir erkekten daha etkin bir yatak arkadaşı bulunamayacağını en küçük bir kuÅŸkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla dile getirmiÅŸlerdi.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Penis (Kamış)

Cinsel Anatomi No Comments »

Image:Penis Anatomy.gif

Erkeklerin dölleme ve idrar boşaltma organına penis adı verilir.

I) Anatomisi (Yapısı)

Erkek idrar borusu (Ürethra masculina) sidik torbasından çıkar ve prostat içinden geçip (prostat bölümü) urojentiai diyafram denen bir bölmeyi (diyafram bölümü) aşar ve esnek kaslarla çevrilerek (kavernöz-bölüm) son bulur. Penisin asıl gövdesini, uzama ve sertleşme yeteneği olan bu kaslar meydana getirmektedir. İleri doğru uzanan gövde (Korpus penis) bir olukla kesilir ve penisin başı meydana gelir. Penisin gövdesi korona glandise (gövdeyi baştan ayıran çıkıntı) yapışık olan ince ve kaygan bir deri ile kaplanmıştır. Penisin sakin halinde koruyucu bir kılıf görevini yapan bu deri organın hemen hemen tamamını örtmektedir.

«Sünnet derisi» denen bu deri sünnette kesilip alınan kısımdır. Cinsel birleşim halinde ise uzamayı ve sertleşmeyi kolaylaştıran yedek bir kas görevi yapmaktadır Penisin gövdesi esneme ve sertleşme yeteneği olan üç ayrı kastan oluşur. Bu kaslardan ikisi (Korpora Kavernosa penis) organın alt kısmında bulunmaktadır. Onların arasında da yine esnek olan incecik bir boru geçer. Kolayca anlaşılacağı gibi bu boru idrar yolundan başka bir şey değildir (korpus kavernosum urethra). Gövdeyi meydana getiren üç kas oldukça esnek olan bir zarla kuşatılmaktadır.

İdrar borusu ise arkada testislere önde de penisin başına doğru kalınlaşır. Penisin başı alt tarafından geri doğru oyulmuş olup burada esnek kasların uçları tarafından örtülmekte ve korunmaktadır. Urojential diyaframa yuvarlak bir topaç gibi bağlı olan «bulbus», «muskulus bulbokavernosus» adı verilen kaslarla örtülüdür. Bu kaslar cinsel birleşim anında meni fışkırtmaya yararlar.

II) Fizyolojik özellikleri:

Yaptığı işler gerektiği zaman idrar boşaltmayı sağlamak ve cinsel birleşimi gerçekleştirmek (meni fışkırtmak da bunun kapsamına girer), diye ikiye ayrılabilir.

A — İdrar boşaltma işinde yalnızca bir boru görevi yapmaktadır. Penis, bu durumda hiçbir etkinliği olmayan pasif bir organdır.

B — Cinsel birleşim anında önemli fizyolojik değişimlere uğrayan penis, bu işin bir parçası gibidir. Penis olmazsa cinsel birleşim de gerçekleşemez. Bu da iki bölüme ayrılabilir:

— Yöresel uyarı sonucu ortaya çıkan hafif sertleşme.
— Cinsel birleşme isteğiyle ortaya çıkan gerçek sertleşme ve irileşme. Bunun tam anlamıyla gerçekleşmesi apış arasındaki kasların gerilerek sertleşmesine bağlıdır.

Penisin gerilmesi fiziksel ve psikolojik nedenlere dayandığı gibi kendiliğinden de ortaya çıkabilir.

1) Fiziksel nedenlere dayanan sertleşmelerde, penisin başı ve gövdesi aynı anda uyanırlar.

a) Sürtünme ise başı gövdeden d<aha fazla etkiler. Penis ancak dölyolunun kıvrımları arasında acımaz. Kupkuru bir dölyolunun içindeki sürtünme zevk verici değildir. Kıvrımları düzleşmiş bir döl yolu ise etkisiz kalır.

b) Penis gövdesinin çepeçevre sıkılması en etkili uyarım şeklidir. Elle sıkılarak ya da bacakların arasına sıkıştırılarak cinsel doyuruya erişilebilir. Bu iş dölyolunun alt kısmı tarafından yerine getirildiği zaman ileri derecede zevk vermektedir erkeğe.

c) Emmek: Bu durumda ise yalnızca penis başı ve ön kısmı sıkılmaktadır. (Dişler ve dudaklar)

d) Bunlardan başka kişinin karakterine bağlı olarak değişen türlü fiziksel uyanlar vardır.

2) Psikolojik nedenlere dayanan gerilimler: Düşünce yolu ile, erotik hayaller kurarak, baştan çıkartıcı sahneleri göz önüne getirerek sağlanan gerilim aynı zamanda fiziksel uyarı sağlar. Bu gerilim kendiliğinden çözülmez; fakat eğer erkekte cinsel birleşim için psikolojik bir hazırlık yoksa kadının bütün çabaları boşa gidecektir.

3) Penisin kendiliğinden sertleşmesi : Bu bir takım fizyolojik etkenler sonucu ortaya çıkar. Hazımsızlıktan dolayı (belden aşağıda bulunan organların kan toplaması) olabilir Uzun süre oturarak yolculuk yapanların penisleri kendiliğinden sertleşir. (Sarsıntı sonucu) Bir de sabahlan uyanırken penisin sertleşmiş olduğu görülmektedir. İdrar torbasının dolması ile ilgisi olmaksızın.

III) Görevleri (fonksiyonel anlamı):

Erkeğin cinsel yaşamını yöneten tek organ penistir. Erkeklerin kadınlarınki gibi karmaşık bir cinsel anatomisi yoktur. Penisin doğal fonksiyonları ancak cinsel birleşimde ortaya çıkarlar. Erkek çocuk cinsel amaçla ergenlikten başlayarak yaşlanıncaya d?k yararlanır penisinden. Cinsel haz duyma ve dölleme gücünü yitirmemiş olan bir çok ihtiyar vardır. Fakat bunlar da cinsel doygunluğa erişmek için ergenliğe yeni ulaşmış gençler gibi oldukça güçlük çekerler.

Penis cinsel uyarı sırasında oldukça sertleÅŸir, hele orgazm anında bu sertleÅŸme en ÅŸiddetli halini alır fakat ÅŸiddetiyle oranlı olarak da çok kısa sürer. Biricik cinsel organ olan penisin yitirilmesi korkunç üzüntülere yol açmaktadır. İlkel topluluklarda örtülen tek organ penisti. ErkeÄŸin yaratılışında cinsel organını gizleme eÄŸilimi olmakla birlikte, bunun kıskançlıklar ve fekabet sonucu doÄŸan hadım edilme korkusundan ileri geldiÄŸi bilinmektedir. Çünkü eskiden zina ve ırza geçme suçları için uygulanan en geçerli ceza hadım edilmekti. Kuzey Afrika’da erkeklerin kıskançlık ve rekabet yüzünden birbirlerini hadım etmeleri binlerce yıldan beri süregelen kötü bir gelenektir. Eski Mısırlılar da düşmanlarını öldürdükten sonra cinsel organlarını ve saÄŸ ellerini keserlerdi.

Anlayışlardaki değişiklik ve uygarlaşma sonucu insanlar bu gibi konularda kendi işlerini kendileri görmektense kanunî yollara başvurmayı tercih etmeye başladılar.

Bazı sinir hastaları kadının döl organı karşısında hadım edilme korkusuna ya da ölüm korkusuna benzeyen bir korku duyarlar. Penislerinin kendilerine yabancı olan kadının döl organı tarafından yutulabilme düşüncesi onlarda panik ve korku doğurur. Erkeğin cinsel birleşimden «zevk alması içir penisine dölyolu tarafından «istekle sahip çıkıldığını» duyması gerekir. Döl yolu güçlü bir kavrayıcıdır. Bu verme ve alma işlemi her iki taraf da orgazma ulaşana dek sürmelidir.

Tags: , , , , , , , ,

Kadında Cinsel Soğukluk

Cinsel Sorunlar Hastalıklar No Comments »

Cinsel soÄŸukluk “cinsel birleÅŸmeden gereÄŸince zevk almamak” olarak tanımlanabilir. Cinsel birleÅŸmenin en yüksek haz derecesi olarak kabul edilen orgazma ulaÅŸamamaktan, bu derecenin biraz gerisinde kalmaktan baÅŸlayarak cinsel birleÅŸmeden, en ufak bir zevk almak bir yana, nefret etmeye kadar deÄŸiÅŸen durumlara rastlanabilir.

Bir kadının cinsel bakımdan soğuk olması onun kısır olması demek değildir. Çünkü kadınlar hiç cinsel birleşme yapmadan da (örneğin sunî döllemede hekimin spermayı bir şırıngaya doldurup döl yatağına şırınga etmesinde olduğu gibi) gebe kalabilirler. Genel olarak bütün kadınlar yeterli bedensel ve ruhsal uyarmalarla hazırlandıkları takdirde cinsel birleşmeden zevk alabilirler. Kadınlardaki bu yetenek erkeklerdekinden daha az değildir. Ancak aşağıda belirtilecek olan nedenlerle - özellikle toplumumuzda - cinsel soğukluk daha çok kadınlar arasında görülmektedir.

Hiç orgazma erişemeyen ya da yetersiz orgazma erisen bir kadın için, evliliğini bir mezarlıkta yasıyor, denilebilir. Yeni evlenmiş bir kadının orgazma ulaşmayı öğrenebilmesi için belirli bir süre gereklidir. Ancak bu sürenin uzunluğu ya da kısalığı kadına göre değişir. Yapılan bazı araştırmalara göre, kadınların yüzde yirmi dördü ilk cinsel birleşme denemelerinde, yüzde yirmi yedisi evliliklerinin ilk bir kaç haftasında, yüzde yirmi altısı evlendikten bir yıl sonra, yüzde on altısı bir yıldan daha uzun bir süre sonra orgazma ulaşmışlar, yüzde yedisi ise orgazmı hiç bir zaman tadamamışlardır. Ancak, kadınların yüzde yirmi dördünün ilk cinsel birleşmede orgazmı başarabildikleri iddiası oldukça kuşku götürür bir sonuçtur. Yapılan bir başka araştırma kadınların ancak yüzde dördünün ilk cinsel birleşmede orgazma ulaşabildiklerini, yüzde ellisinin ise evliliklerinin ilk bir kaç haftasında aynı başarıya eriştiklerini belirtmektedir.

Bu konuda yapılan araştırmaların tümü göz önüne alındığı zaman ortaya çıkan sonuç şudur: Her dört kadından ikisi cinsel bakımdan soğuktur, (frijittir) Ancak, çoğu kez, yaklaşık olarak bir yıllık bir uğraşmadan sonra bu iki kadından biri kurtulabilir. Geriye kalan dörtte bir ise daha uzun bir süre soğukluk çekmeye mahkûmdur. Kadınların büyük çoğunluğu, soğuk olmalarının gerçek nedenini kocalarının beceriksizliğinde ararlar. Oysa, çoğu kez durumdan erkek kadar, hatta ondan daha fazla, kadın sorumludur.

Erkeklerin Sebep OlduÄŸu Cinsel SoÄŸukluk:

a) İlk Gece Yapılan Yanlışlar

ilk kez cinsel denemeye girişen erden bir kızın, bir miktar acı duyması olağandır. Ama eşinin anlayışlı ve yumuşak davranması bu acıyı geniş ölçüde azaltabilir. Erkeğin sabırsız, hoyrat, ya da düşüncesiz davranışları, kadında, cinsel birleşmeden acıdan başka bir şey beklenemeyeceği duygusunu uyandırabilir. Bu tür duygular zamanla çok derin bir korku haline gelebilir ve kadının cinsel yönden soğuk kalmasına yol açabilir.

b) Erkeğin Cinsel Aksaklık ya da Eksiklikleri

Penisin yeteri kadar sertleşememesi, erken meni gelmesi, çok büyük ya da çok küçük penis, cinsel soğukluğa benzer bir durum yaratabilir kadında. Ama aslında bu gerçek bir soğukluk değildir. Kadın bu tür kusurları olmayan bir başka erkekle doyuruya ulaşabilir. Böyle bir durum karsısında, erkeğin bir hekime görünmesi gereklidir.

c) Yanlış Cinsel Teknik

Genel olarak, kendi cinsel tekniğini ilerletmeye çalışan erkek, bunu yaparken eşinin cinsel gelişimini pek göz önüne almaz. Bunun sonucu olarak da, başlangıçta eşinin utangaçlık duyguları içinde olabileceğini düşünmez. Oysa bundan daha yanlış bir davranış olamaz. Erkek, kadınların alelacele öğrenilmiş, yalan yanlış uygulanan sevişme tekniklerinden hoşlanmadıklarını bilmelidir. Kendisi iyi niyetle hareket ediyor bile olsa, çok geçmeden eşinin soğuklaştığını görecektir.

Kadınların Kendilerinden Gelen Cinsel Soğukluk:

a) Cinsel GeliÅŸimde Gecikmeler

Yumurtalıklardan gelme bir bozukluk ya da aksaklık dolayısı ile üreme organları gerektiği gibi gelişmemiş olabilir ve bu, kadında cinsel isteğin azalmasına ve giderek cinsel soğukluğa yol açabilir. Ama bu konuda fazla kaygıya kapılmak yersizdir. Kadın evlendikten sonra olgunlaşacak, fazla derin olmayan aksaklıklar kendiliğinden geçecek, ve sonunda orgazm mümkün olacaktır.

b) Üreme Organlarında İltihaplar

Parametritis (döl yatağı çevresindeki bağ dokusu iltihabı) çeken, ya da döl yatağında, yumurtalık tüplerinde, yumurtalıklarında ya da diğer üreme organlarından birinde iltihap olan kadınlar cinsel birleşme sırasında acı duyarlar. Dış organların tersine, iç üreme organları iltihapları kolay kolay farkedilemez ve çoğu kez iltihabın başlangıcında tedaviye başlanamaz. Bu yüzden kronik hale gelen bazı iltihaplar dolaylı olarak cinsel soğukluğa yol açabilir. İltihap, çocuk aldırma, doğum, ya da kirli ellerle dokunma yoluyla alınmış bel soğukluğu mikrobundan ya da bir başka mikrop dolayısı ile meydana gelmiş olabilir. Başka hiç bir nedenden ötürü cinsel soğukluk duymamış kadınlarda bile bu tür soğukluğa rastlanabilir.

c) Doğum Sırasında Açılmış Yaralar

Kadın doÄŸum yaparken meydana gelen yırtılmalar ya da kesiklerin sonradan iyi tedavi edilmemiÅŸ olmaları, ya da üst üste yapılan doÄŸumlar sonucu döl yolunun gevÅŸemiÅŸ olması nedeni ile, cinsel birleÅŸmeden zevk alamaz hale gelebilir ve bu da zamanla cinsel soÄŸukluÄŸa yol açabilir. DoÄŸum sırasında meydana gelen yırtılma ne kadar ufak olursa olsun, hemen yeniden dikilmelidir. Bazı kadınlar, hekimin kestiÄŸi yeri yeniden dikmesine izin vermezler. Oysa, hekimin doÄŸumu kolaylaÅŸtırmak amacı ile perineum’u (apış arası) kesmesi, sonradan yapılan dikiÅŸ iyi tutturulduÄŸu takdirde, hiç de kaygı verecek bir iÅŸlem deÄŸildir. Bu iÅŸlemin cinsel duygular üzerinde her hangi bir etkisi olmaz.

d— Duygusal Baskılar

Cinsel ilişkileri günah ya da kirli sayan bir takım dinsel ya da toplumsal baskıların altında kalmış olan kadınlar cinsel yönden soğuk olabilirler. Bu tür soğukluk özellikle, bilgisizlikleri yüzünden cinsel birleşme sırasında hareketsiz kalan kadınlarda görülür.

e– Duygusal Åžok

Bir takım seyrek durumlarda, cinsel soğukluğun eskiden kalma bir ruhsal «yara»ya bağlandığı olur. Kadın, başından geçmiş olan bir cinsel zorlanma olayını ya da çocukluğundan hatırladığı cinsel oyunlar ya da daha önceki başarısız cinsel denemelerini unutamadığı için soğuk olabilir.

f— Homoseksüellik

Homoseksüel ilişkilerin kurulmasına etken olan bir çok ruhsal faktörlerden biri de erkeklerden tiksinme durumudur. Erkeklerden tiksinen bir kadının da onlara karşı soğuk olması olağandır.

g— Güzellik ve Çeşitli Nedenlerle, Kocayı Küçük Görmek

Güzelliği herkes tarafından övülen bazı kadınlar kendilerinden ve kendi görünüşünden başka bir şey düşünmez olurlar. Genellikle kocalarından memnun değildirler, her dakika daha iyi bir eş seçmedikleri için yakınırlar. Eşlerinin kendilerine son derece bağlı olmalarını, kendilerinden hiç bir şey esirgememelerini dilerler, ama bu konuda kendilerinden bir şey vermeye yanaşmazlar. Bu tür kadınlarını çoğu cinsel yönden soğuk olmaya yatkındırlar.

h— Gebe Kalma Korkusu

Bir kadın ister çocuk sahibi olsun, ister hiç çocuk yapmamış olsun, artık çocuk istememekte kesin kararlı ise, cinsel bakımdan soğuklaşabilir. Doğum kontrolü ve kürtaj işleminin yaygınlaşmaya başlamış olması, bu nedenle meydana gelen soğuklukları oldukça azaltmıştır. Ama sık sık çocuk aldırmış kadınlar arasında bile bu tür soğukluğun kurbanı olanlar görülür, çünkü durmadan kürtaj yaptırmak hoşa giden bir şey değildir. Ayrıca bir kadının kürtaj sırasında karşılaşabileceği komplikasyonlar «gebe kalmak» tehlikesini onun gözünde büyüterek cinsel soğukluğuna yol açabilir.

Çevre ile İlgili Cinsel Soğukluk:

a— Ev İçindeki İlişkiler

Kayınbaba ya da anası ile, görümceleri ya da kayınbiraderleri ile ya da kendisi ile aynı evde oturan diğer akrabalar ile iyi geçinemeyen bir kadın cinsel bakımdan soğuklaşabilir. Bu durumda olan bir kadın, aslında kocasına karsı olan hoşnutsuzluğunu dolaylı bir yoldan belirtmektedir,

b— Yatak Odasının Uygun Olmayışı

Çiftin yatak odasının üçüncü bir kişi tarafından paylaşılıyor olması, ya da hemen bitişiklerindeki odada bir başkasının yatıyor olması, ya da örneğin banyoya giden yolun çiftin yatak odasından geçmesi gibi durumlarda, kadın cinsel birleşme sırasında birinin odaya girebileceği korkusu ile her an tetikte olmak zorundadır. Bu durum, giderek cinsel soğukluğa yol açabilir.

Yukarda kısaca özetlenen nedenlerden ötürü kadında cinsel soğukluk meydana gelebilir. Çoğu kez, adı geçen nedenlerden bir kaçı birleşerek cinsel soğukluğun doğmasında etken olurlar. Bu yüzden, cinsel bakımdan soğuk (frijit) olan bir kadın, kadın hastalıkları uzmanının yanı sıra bir de ruh hastalıkları uzmanına görünmelidir.

Tags: , , , , , , ,
Designed by NattyWP Wordpress Themes.
Images by desEXign.
 
Saglik Bilgileri Türkçe İçerikli Web Siteleri